bir kere parasını ödeyeceğiz diye bin dakikayı doldurmazsak ziyan olur paramız/dakikamız diye laf olsun torba dolsun konuşmamız,
zengin mönüsüne karşılık fiyatını çok uygun bulduğumuz, aslında hiç de ucuz olmayan kahvaltı sofrasını tercih edip ondan midemizi tıka basa doldurup kalkmamız,
bir tane almak için girdiğimiz mağazadan 'üç al iki öde' kampanyasını görüp üç taneyle çıkmamız,
dörtyüz liralık alışverişe yüz lira bedava veriyor diye mağazada dörtyüz tutacak birşeyler aramamız,
kilosu arttıkça ucuza geliyor diye uzun vadelik almamız,
kargonun bedava olduğu günlerde ne alsam diye internette bakınmamız
ve daha böyle nicesinin
gerektiğine nasıl inanır olmuşuz?
ah kapitalizm! belin bükülsün.
ah reklam sektörü! yaratıcılığını kaybedesin.
tutunduğunuz dallar kırılsın; son gün yarınlarınız, kampanyayı uzattıklarınız, fırsat ayağınıza geldileriniz, tam size göreleriniz, büyük indirimleriniz,yaparız bi şeyleriniz...
çok nazlı olmasa idi cümlelerim, dilimin ucunda kalmakta ısrar etmeselerdi size daha çok afili laflar ederdim.
internette bir kere ayakkabı baktık diye izlediğimiz filmi, okuduğumuz köşe yazısını ayakkabı çiftleri eşliğinde izlemek/okumak zorunda kalmamızın , üç beş dakikalık bir video izleyeceğiz diye anketi cevaplamak yahut video öncesi reklamın en azından birkaç saniyesini atlamadan edemeyişimizin hele X'i tıklayıp kapatmak istediğimiz halde yepyeni bir sayfayla karşılaşmamızın, bir kere alışveriş yaptık diye e-postamıza, cebimize gelen mesajların, peşimizde dolaşan mağaza çalışanının biraz beğendiğimiz bir kıyafeti önce 'bi deneyin'le başlayan hâlâ tam içimize sinmemiş halde bizi kasanın önüne gönderen bize fırsat vermeyen konuşmalarının... taciz sayılacağı günler ümit ediyorum uzak değildir.
Çünkü dayanamıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder