Apartman kapısının önündeyiz ev arkadaşlarımdan biriyle. Bir diğeri evde diye anahtarımı çıkarmayıp zili çalacakken ben, 'Yorgundur, ayağa kaldırmayalım.' dedi arkadaşım.
Öyle ama yine de dokunuyor bana. Kapıyı hep anahtarımla açmak, sanki bir başıma yaşadığım eve giriyormuşum gibi ... Aslında, bir başına yaşamaktakinden daha yalnız.
3 Ekim 2013 Perşembe
1 Ekim 2013 Salı
Bir şeye gösterdiğimiz özenle onun ömrü arasında ekseriyetle ters orantı kuralı uygularız. Yeni aldığımız bir deftere başlarken özenle yazarız, bebekleri en ufak bir rahatsızlıkta hastaneye götürüveririz, ilk defa okula başlayan çocuğumuzun ödevlerine ileriki sınıflarından daha fazla yardım ederiz, yeni temizlediğimiz halıya basmaya ve yeni aldığımız eşyayı kullanmaya kıyamayız.
Bir de evlâdın eşyaları yenileyip eskilerini yaşlı anne babanın evine göndermeleri var...
Sonra annelerin kızlarının eski çantalarını kullanması, babaların oğullarının eski ayakkabılarını giymeleri, kendilerine yeniyi,pahalıyı fazla görmeleri var...
Yine sonra yaş ilerledikçe bedene daha hoyrat davranmak, ciddî bir rahatsızlık olmadıkça doktora gitmemek, 'Yaş kaç oldu, olacak o kadar.' demek; yaşlının ölümüne gencinki kadar üzülmemek var...
Bence 69 yaş kendine yeni bir çift kaliteli ayakkabı alacak kadar büyük değildir.
Bir de evlâdın eşyaları yenileyip eskilerini yaşlı anne babanın evine göndermeleri var...
Sonra annelerin kızlarının eski çantalarını kullanması, babaların oğullarının eski ayakkabılarını giymeleri, kendilerine yeniyi,pahalıyı fazla görmeleri var...
Yine sonra yaş ilerledikçe bedene daha hoyrat davranmak, ciddî bir rahatsızlık olmadıkça doktora gitmemek, 'Yaş kaç oldu, olacak o kadar.' demek; yaşlının ölümüne gencinki kadar üzülmemek var...
Bence 69 yaş kendine yeni bir çift kaliteli ayakkabı alacak kadar büyük değildir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)