' واحلل عقدة من لساني'
va'hlul ukdeten min lisânî.
İnsan anlanmak istiyor Hazreti Mûsâ gibi.Dilindeki düğüm çözülsün.
Ne diyeceğini bilebilmek. Lâfı gediğine oturtmak eliyle almış gibi. Sigara bıraktıracak, sigaraya başlamaktan vazgeçirecek, sigaraya başlamaktan Allah'a sığındıracak sözleri olsun, iki yakadan öte iki dostu bir araya getirecek.Üç günlük dünyaya edilecek türden. Az olanın kıymeti, hor kullanılmaması gibi. İçine kötülük karışmamış sözleri olsun. İlâhî bir ilham gibi emin, iki artı bir üç eder gibi kesin.
Yeri geldi mi Hızır gibi yetişecek, yüzünü kara çıkarmayacak, gözünü arkada bırakmayacak sözleri olsun.
Dile getirdiği takdirde bir şeylerin değişeceğini umduğu söz, daha doğrusu mana, onu büründüreceği sözü bulamayıp da içinde kalınca bir nevi içe akan gözyaşı etkisi yapıyor. Abartı olabilir bu ama sıkıntı verdiği kesin.
Sükûtun altınlığı, sözün gümüşlüğü şartların sükûta daha yaraşmasında veya belki en azından söylenmesi zarar olanın söylenmemiş olmasında. Mutlak geçerli hiçbir atasözü yok, sanırım. Bu da öyle. Şuyûunu, insanların genelinin tercihinin sözden yana olmasına borçlu herhalde. Ama 'Söz ola kese savaşı...' diyor ya Yunus. İşte o savaş sürerken edilen sükût, 'haydi altın diyelim.' desem altının para etmediği bir zaman diliminde altın olmuş oluyor. Göz kamaştırmıyor ve fakat ağırlık yapıyor. Kim bilir, bu atasözü bu manayı da içkindir? Atalarımız bunu da hesaba katmıştır, kim bilir?
Sükût, insan şartların onu gerektirdiğine inandığında bir ağaç gölgesi, deniz dalgalarının ezgisi, mehtap, batan veya doğan güneşin manzarası ve daha bir sürü güzel şey oysa. İnanmadığındaysa sıkıntı.
Bilen bilir, insanın kendi ağzından lâfı kerpetenle alması ne zordur! Öyleyken o kerpetenle dilden dökülüvermeye değmez lâfı alır bazen. Bazen de onca kriterine rağmen gaflete düşüverir, gayr-i ihtiyârî pişman edecek sözü ediverir. Sonra şaşırıp kalakalır, kendinden emin olarak onca söz söyleyenlere. Bazılarına imrenir; çok konuştuğu hâlde boş konuşmayan bazılarına.
Bu satıra dinlene dinlene birkaç günde geldim. Üç nokta konulacak yerindeyim ama noktaya gitmek istemiyorum, zor geliyor. Karmaşık zihnimin bir araya getirip çekidüzen vermeye çalıştığım, gayrısını bilemediğim kimi cümleleri bu kadarı.
Virdimdir:
الله أعلم derim.
Derken felâh olur,derim felâh olur bana.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder